Eti, yağı az olan, şişman olmayan (insan veya hayvan); arık (II), ince, kavruk, nahif
"Uzun boylu, zayıf, ellilik bir hanım."
Görevini yapacak yeterli gücü olmayan
"Zayıf bir ordu. Gözleri zayıf."
Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan
"Zayıf bir yapı."
Önemli, güvenilir olmayan
"Zayıf bir bilgi."
Çok az
"Zayıf bir ihtimal."
Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan
"Radyoda uzak bir istasyonun zayıf sesini duydu. Zayıf ışık."
Ortanın altında olan not
Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz
"Zayıf bir öğretmen."
İradesi gereği kadar güçlü olmayan
"Zayıf ve uydurma bir âşık bu cevaba karşı perişan olurdu."
Paylaş
QR KODU OKUT