Çok kesici, iyi kesen
"Sonunda keskin bir taşı testere gibi kullanarak ipi incelte incelte kopardı."
Tiz olan
"Bir kadın sesiydi bu. İnce ve keskin, dikkati hemen kapan ve bırakmayan bir ses."
Kırıcı, incitici olan
"En yakın dostlarının bile kusurlarını keskin bir dille yüzlerine vururmuş."
Etkili, sert olan
"Masanın başında, güneşten yanmış yüzü, sert ve derin çizgilerle dolu, keskin bakışlı, kıranta bir adam oturuyor."
► kıvrak
"Bu çeneyle atbaşı giden keskin bir zekâsı var."
► hassas
Dikkatli olan
Yoğun bir biçimde
► zampara
İşini iyi yapan
"Gözcüm tepenin üstüne varınca, karşımızdaki sırttan bir keskin nişancı ateşi ile vuruldu."
Paylaş
QR KODU OKUT