Kesme işi yapılmak; katolunmak
Bitkin duruma gelmek, gücü, takati kalmamak, çok yorulmak
"Sonunda elleri, ayakları yorgunluktan kesilerek uzanıyorlardı yattıkları hasırlara."
Gibi olmak, benzemek, dönmek
"Senelerden beri hizmetçinin, sütninenin türlü çeşidi ile uğraşa uğraşa insan sarrafı kesilmiş."
Süt, ayran vb. bozulmak, ekşimek
Sona ermek
"Tam umudumuz kesilecek gibi olup da epey üzüldükten sonra kapı tokmağı tak ederdi."
Akmamak
"Su kesilmek."
Akım gelmez olmak
"Dışarıdan biri mi geldi de onları söndürdü yoksa şehir cereyanı mı kesilmiş?"
Kendinden önceki kelimeyi "olmak" anlamıyla pekiştiren bir fiil
"Acele yürümeden nefesi tıkanmış ve heyecandan yüzü kıpkırmızı kesilmiş bir hâlde ihtiyarın yanına girdi."
Son veya aralık verilmek
"Okulda cumartesi günleri dersler saat kaçta kesiliyor?"
Kendini herhangi bir şey gibi göstermek
"Üçüncü gün sabahı, o bir kuzu oldu, ben bir iradeli aslan kesildim."
Tutulmak, kapatılmak
► makaslanmak
► durmak
"Muazzez cevap vermedi ve münakaşa kesildi."
Yoksun kalmak
"Çocuk yiyip içmeden kesildi."
Sünnet olmak
"Galip Baba, çeker gider diye çocuk kesilinceye dek böyle yapmayı uygun görmüştü."
Çok beğenmek, çok hoşlanmak
Paylaş
QR KODU OKUT