Bir sıvı, sıcaklığı belli bir dereceyi bulduğunda buhar durumuna geçerek fokurdamak
"Su, 100 °C'de kaynar."
Yiyecek, içecek fokurdayacak derecedeki suda pişmek, haşlanmak
"Doktorun sade kaynamış kahvesini söylemesini bekledi ve garson gider gitmez konuştu."
Yerden çıkmak
Kırık, çatlak kemik veya metal parçalar eski durumunu almak, birbirine yapışmak
Yara kapanmak, iyileşmek
Mayalı bir şey kabarıp köpürmek
"Şıra kaynamış."
Mide ekşimek
Çalkantı durumunda olmak, dalgalanmak
"Deniz kaynıyor."
Çok miktarda bulunmak
"Gölün kuzey kıyısında iki mil kadar yürüdükten sonra suda bir açıklığa geldik, burası tam anlamıyla av kuşu kaynıyordu."
Gizli bir iş çevirmek, için için hazırlanmak
"Burada bir iş kaynıyor."
Gerektiği gibi yapılamamak
"Lafa daldık, ders kaynadı."
Artmak, çoğalmak, yoğunlaşmak
"Gittikçe kaynayıp kabaran bir hiddet, taşmak raddesine gelmiş kelimelerle dudaklarına kadar çıkıp titriyordu."
Coşmak, heyecanlanmak
Bir yerde huzursuzluk, tedirginlik olmak
Arada kaybolmak
"Değerli bir çalışma kaynadı gibi geliyor bana."
Paylaş
QR KODU OKUT