Farklı nitelikteki şeylerden oluşmuş; gayrisafi
"Karışık salata."
Düzeni bozulmuş; intizamsız
Karışmış olan
"Ağzından kanla karışık diş parçalarını, onu yumruklayanların suratlarına tükürdü."
Saf olmayan, içine niteliğini değiştirecek başka bir şey katılmış olan; mağşuş
"Karışık süt."
Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan
"Bana ne, bu bir yığın ne olduğunu anlamadığım, karışık, dolambaçlı işten!"
Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan; karanlık
"Tuhaf şey! Hakikaten karışık bir kadın."
Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan
Paylaş
QR KODU OKUT