Yüksekten veya yukarıdan aşağıya doğru gelmek
Bir taşıt veya binek hayvanından yere basmak; atlamak
"Tramvayın ön tarafından hızla inerken, arkasından bir sesin bağırdığını gördü."
Dağ, tepe vb. yüksek bir yerden gelmek
"Dağdan kurt indi."
Bir yerden başka bir yere gitmek, varmak
"Bünyamin, gücünün yettiği kadar hızlı yürüyüp Haliç'e indi."
► konaklamak
"Samananbarı köyünün en büyük ve gösterişli evine inmişlerdi."
Alçalıp eski durumuna dönmek
"Sular indi. Şiş indi."
Fiyatı düşürmek
"Bin lira daha indim, gene almadı."
Değeri düşmek
"Altın fiyatları indi."
► vurmak
"Şimdi kafana inerim!"
► yıkılmak
"Yağmurdan duvar inmiş."
İnme gelmek
"Sağ tarafına inmiş."
Bir yeri kaplamak, basmak veya bir yerden akmak, kaymak
"Gemi baş döndüren zaferli bir gürültüyle indi sulara."
Uzamak, ulaşmak
"Beyaz taşlardan yapılmış kısa bir duvarın ötesindeki zeytinlik ta vadiye kadar iniyordu."
► ağmak
Sayısı azalmak
"Evvelden daha çok olduğumuzu zannettiğim hâlde sayımız son günlerde bu miktara inmiştir."
Paylaş
QR KODU OKUT