Dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak
"Bekliyorum. Bir gül döküldü vazoda / Bekliyorum. Ses yok ölgün piyanoda"
Yaprak, saç, diş, sıva bağlı bulunduğu yerden veya organdan kopup düşmek
Kumaş dökümlü olmak
Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak
Bir yere düşmek
"Bizim motor ikiye bölünüp suya döküldüğümüzde dört kişiydik."
Çıkmak, ortaya konulmak
"Âdeta düşünmeksizin kaleminden masal sahnelerine benzeyen dağ, dere, uçurum resimleri dökülüyordu."
Bir şey kaplamak, yayılmak
"Duvarlar bütün ışıkları yutuyor, halkın üstüne bir toprak rengi dökülüyor."
Salınmak, serbest bırakılmak
"Saçlarını arkaya atıp ensesine dökülen buklelerini kabarttı."
Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek
"Bahar o sene erken gelmiş, herkes tarlalara dökülmüştü."
Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek
"Yaşayan, var olan her şey eskiyip dökülecek."
Çok yorgun, hasta olmak
"Erkek arıların takatleri kesilmeye başlar, bir bir dökülür, ölür giderler."
Akarsular, göl veya denize akmak
Paylaş
QR KODU OKUT