Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek; dövmek
"Pencereden örtü, kilim çırparak sabah temizliğine başlayan kadınlar, soba yakmaya uğraşan eller..."
İki şeyi birbirine çarpmak
"Ali Bey ellerini çırptı, Elif Hanım, hepimize kahve diye seslendi."
Bir şeyin ucundan bir parça kesmek
"Ağacın dallarını çırpmak."
Sulu yiyecekleri hızla ve sürekli olarak çatal, kaşık vb. ile karıştırmak
Çalmak, hırsızlık etmek
Güreşte rakibinin kollarını beli hizasında sımsıkı kavrayarak minderde kendi üzerinden sağa ve sola sırtüstü savurmak
Uzun bir sırıkla ceviz, badem, zeytin vb. meyveleri ağaca vurarak dökmek
"Kır bekçisi zeytinliğin setini aşar aşmaz, elinde değnek zeytin çırpan Cemal ile Cemal’in ayakları dibinde, eğilmiş, tane eleyen Zeliş’i tanıdı."
Kuşlar kanatlarını vurarak uçmak
"Yolcuların attığı simit parçalarını kapma yarışında martılar, kimi kanat çırpıyor, kimi havada süzülüyor, kimi suda yüzüyor."
Paylaş
QR KODU OKUT